17 Kasım 2009 Salı

CENAZE





Bir sigara
Yarım kalmış bilmem kaç mısra…
Ay yargıcım,gökyüzünün elmaslarını şahit tuttum
İnanmadı parlaklığına
Kırıldı kalem
Battı ay…
Ve bir denizin uğultulu yalnızlığında parladı yakamoz
Benim infazım böyle ihtişamlı olmalı
Yaşlı bir balıkçı koyuverirken ağlarını karanlığın ışıltısına
Koyu bir matem içine gömüldü deniz
Cesedimi bulan olmadı
Çoktan terk edilmişti kumsallar
Gecenin serinliğine bürünmüş bedenim
Yosunlar rengini değiştirdi, karardı gözlerim.
Birazdan gün doğacak
Karanlığını güneşe bırakacak ay kıskançlıkla
Son darbe,
Denizimde parıldayan elmas tanelerini saplayarak
Kan gölü,ihanet kırmızısı kalbime,
Ve hain yargıç bir başka merasim için arzularını suya vuracak

18.11.09 01.45
ZUĞASTERİ

2 Kasım 2009 Pazartesi

SANA DAİR


Sarılsam da uyusam ya sana
Kokuna bulansa her yanım
Denizin tuzunu tatsam teninden
Serin serin essen,
Ciğerlerim seninle dolup taşsa
Yasemin kokan bir sabahla karşılasam
Güneşe inat ışıldayarak aralanan gözlerini
Günleri senli sevsem
Baharı,kara kışı…
Dinlediğim kuş cıvıltıları senli tınılarda
Senli yağsa yağmur,toprak senli ıslansa
Sen koksa…

Yitirildiklerim,bitirildiklerim
Hepsini birer birer bıraktım serin sulara
Bu bir katliam
Soğukkanlı intikam…

“yalancı şair” dediler
Şahit göstermediler sevdanın beyaza çalan yanına
Limanların sahipsiz fenerinin,kör fenercisiydim
Bir sana,
Yangınlara körük sevdana yol gösterebildim

Gelişin bir bahar sevinciydi
İçimde eriyenlerden arta tomurcukladığın
Taptaze, ılık bir deniz esintisiydi
Yosun kokularını okyanuslara inat tenimde bıraktığın

Geldin ya,
Gidişinin tasası bırak bana kalsın
Sarılsam da uyusam ya kollarında
Kokuna bulansam
Senli ısıtsa güneş
Senli işlese iliklerime yağmur
Sen diye başlasa cümleler,
Sana bitse…
Ve yasemin kokan sabahlarda
Ilık bir esinti geçerken senden ben diye
AŞK doğacak tepelerden
Yeryüzünde kıpkızıl hareler…


03.11.09 00:35
zuğasteri

23 Ekim 2009 Cuma


RUYA…
Bir kör kuyuyum derinlerine ışık hiç inmemiş
Çekmece diplerinde buruşmuş yaldızlı bir kağıt
Bir türkünün hiç söylenmemiş nakaratı
Yasaklı bir kitap…
Tutup çıkar kahrolası yalnızlığımı çürümüş bedenimden
Yırt at çaresizliğin durak vermeyen iniltilerini
Sona geldim,
Sustum ve dinledim
Kulak verdim kahkahaların şımarık tınılarına
Sana geldim,
Kanla tıkadığım gözlerimi akıttım ruhuna
Kapadım,
Gördüğüm düş hayra yorulmayacak kadar kabus
Bedenim ağırlaşıyor kapanan gözkapaklarımdan yorgun
Beyaz bir tüy iniyor balyoz misali
Uyanıp sarılmak istercesine bedenine
Tırnaklarımı batırıyorum boş yanıma
Mümkün değil
Beni kollarına alan bir düşün karanlığı
Yağmalanmış hayatımın
Bastırdığı yanılsaması
Korku tünellerinde eğlenmeyi bilememiş çocukluğumun hatırası
Gözlerimin önünde uykularımı basan
Bir kara hayalin gülüşü
Şerre hükmünü kaptırmış durmadan çağlattığım kan seli
Ve yine karanlık bir günün tan vaktinde sona eriyor
Bir hayırsızın hayali…


23.10.09 04.24
ZUGASTERİ

8 Eylül 2009 Salı

ADSIZ...


Yağmurlu bir gecenin sabahında
Körkütük zihnime çağırdım gözlerini.
Öyle yoktun öyle yoksundum ki
Küfrettim sabaha
Gelmişe
Geçmişe
Ve sana dair ne varsa yitirdiğim
hepsini ikiye böldüm bir çırpıda
bir parça sana bir parça bana
yoktun yoksundum
yine paylaştım
sevinçleri de acıları da
daha en başında paylaşılmamış mıydık
senden bir parçayla ben olmamış mıydım
eşit değildik
ama ikiye bölmeyi öğretildik
parçalanmayı değil.
Ayaklarının altında kalamazdım
Benden gidişine göz yumdum
Gelsen ne yaparım bilmiyorum
Rakı bira ve şarap kokan ağzın
Kelimeler belli belirsiz dökülürdü dudaklarından
Suçlar gibi,haksızlığını bastırarak,haklılığıma kan kusarak
Benden kuşkulu ihanet örgüsü gözlerine bakabilir miydim?
İçimdeki kuşları öldürdüğün gün geçerdi benden
Hatıralarımızı elaleme dağıttığın
Hiçe bile saymadığın o gün…
Kanayan gözlerime son bakışın
Pişmanlığını içine bastırışın
Uyuşan parmaklarımı son kez aynamıza sürüşüm
Son "hoşçakal" ım
Hoş kalmanı istemeyişim
Ve acılarını görmeyi bekleyişim…



18.07.09 00:01


Zugasteri…

7 Eylül 2009 Pazartesi

KORKU...

O kadar yıprandım ki
Kırıldım
Korkuyorum
Söyleyemiyorum
Yüzün aydınlatsın diyemiyorum karanlık çehremi
Gülümsemek zordu güldürmeye çalıştım
Kanadığım kadar kanattım
Kanı kanla kapattım
O kadar çok kanadım ki
Kan revan içinde
Gözleri kör biçimde
Sana rastladım
Konuşazmadım,dilim lal olmuştu.
Bakamazdım endişelerim ama’y dı
Dokunamazdım sana,
Donmuştu tenim,buzdum
Eritirdi sıcaklığın,
Yok olurdum.
Göremezdin beni,
Karanlıktım.
Uzandıkça yakınlar kayıplara karışırdı
İnatla yürüdün üzerime
Sol yanımı burktun
Kasıp kavurdun ruhumu
Gidecektin
Biliyordum
Alıkoyamıyordum düşüncelerimi zihnimde
Uçup gidiyordu teninde
Dokunuşların eritirken, yok olmayı bekleyen ben
Bir ben yaratıyordu sende
Sense acılarımda buluyordun kendini
Beni bana karıştırıyordun
Karıştıkça bir sen oluyordum
Bağlama beni sana
Yanaklarımdan süzülür
Bir nehir misali denize dökülür
Dokunma yar
Birbiri ardına eklenir sığmaz
Açılır yaraların.
Gözlerimden öpme yar
Kanar dudakların….


08.09.09 - 00.11

Zugasteri

26 Ağustos 2009 Çarşamba

HOŞGELDİN...


Tam da silecekken tüm yeşilleri
Yeniden rengini verdi gözlerim
Bahar mı geldi dedim
Yazın kavurucu sıcağında
Yüzüme nisanın serin damlaları düşerken
Bu bahar mı?
Bu yeşil mi?
Toprak kokusunu doyasıya çektim içime
Serinledi hava,ürperdim
Tatlı bir yorgunluk düştü üzerime
Uykuya dalmaya niyetim yoktu oysa
Ağır ağır kapandı gözlerim
Boşluğa düşerken ellerim
Dudaklarım aralandı,
HOŞGELDİN dedim,
HOŞGELDİN.
Bundan böyle hep bahar olacak mevsimim…

Tohumuna acılarını aşılamış daha ben doğmadan
Zehir doğurmuş
Kan kırmızı dudaklar ve ben
Ateşin rengini
bir ekim sabahı tanımış annem
Gözlerimin rengini serpmiş uğruna ölünesi yüreğine
Ve gardrobunda sakladığı
Sevinçlerini giydirmiş
minik bebeğine…


zugasteri

....

Tutulakalmış mısralarım
Sana varmaya çalışan adımların
Kör çıkmazında
Ve bir dilsizin sonsuz çığlığında.
Bu bir işkece olmalı
Prangasız, kelepçesiz
Özgür tutsaklık.
Duvarlarımı yıkmışım
Karşımdasın
Kangren kalbim
Kesilmiş bacaklarım
Koşmak imkansız
Yürek kanatlanıp uçamayacak kadar ağır
Kör olmadığıma şükrederek
Sana uzanıyor bedenim…



zugasteri